Türk sinemasının gülen ve güldüren yüzü: Zeki Alasya

Türk sinema ve tiyatrosunun gülen ve güldüren yüzü Zeki Alasya’nın vefatının üzerinden altı yıl geçti. 56 yılda 75 filmde rol alan usta sanatçı, 1998 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından ‘Devlet Sanatçısı’ unvanına layık görüldü. 2010 yılında Altın Portakal Yaşam Boyu Onur Ödülü’nün sahibi oldu. İşte, Yeşilçam’ın efsane ismi Zeki Alasya’nın hayatına ilişkin bilgiler… 18 Nisan 1943 tarihinde İstanbul Şehzadebaşı’nda dünyaya gelen sinemanın ve tiyatronun duayen oyuncularından Zeki Alasya, Kıbrıs’tan göç eden ve geleneklerini yaşatan bir ailenin çocuğudur. Tam adı Zeki Şenol Alasya olan usta sanatçı, Beyazıt İlkokulu’nun ardından ortaöğretimini Robert Koleji’nde almıştır. Henüz 15 yaşındayken, eczacı ve kimyager olan babası Prof. Ahmet Reşat Alasya’yı kaybettikten sonra rehberlik, marangozluk ve tabelacılığın da olduğu çeşitli işlerde çalışmıştır. Alasya, sanat hayatına 1959 yılında Milli Türk Talebe Birliği (MTTB) Tiyatrosu’nda amatör olarak başlamış ve MTTB’de 1960 yılında tanıştığı Metin Akpınar’la ayrılmaz ikili haline gelmiştir. Türk sinemasının gülen ve güldüren yüzü: Zeki Alasya #1 Metin Akpınar, Alasya’nın vefatının ardından verdiği bir röportajda, “Zeki’siz olmak çok büyük bir eksiklik. Çok büyük bir yoksunluk. Anlatılmaz. Kocaman bir adam yok. Zeki’yle bizi bir arada tutan şey duyguydu, para değil. 1962’de tanıştık. Ondan önce de kader bizi birleştirmişti. Babalarımız aynı yerde çalışırdı. Kader bizi birleştirdi. Annelerimizin imamları bile aynıydı. Bu yazgı bizi birleştirdi ve ölüme kadar da ayrılmadık. Ayrılık dedikoduları saçma sapan dedikodulardı.” ifadelerini kullanmıştır. Hülya Koçyiğit ise, “O büyük bir aktördü. Hem komedi hem dram filmlerinde canlandırdığı karakterlerle Türk halkının gönlünde taht kurmuş büyük bir sanatçı. Benim değerli dostum, partnerim aynı zamanda yönetmenliğimi yapmış değerli bir arkadaşım. Türk halkının yüzünü güldürebilmiş, yeri doldurulamayacak sanatçılardan.” demiştir. Türk sinemasının gülen ve güldüren yüzü: Zeki Alasya #2 Tiyatrodan turizm rehberliği ve dekoratörlüğe kadar birçok işte çalışan usta sanatçı, yaz tatillerinde yaptığı terzi çıraklığıyla birinci sınıf erkek terzisi kadar iyi dikiş dikmeyi öğrenirken, kimi oyunların kostümlerini de kendisi yapmıştır. Başarılı sanatçı, Arena Tiyatrosu’nda “Mister Nato”, “Kargalar Okulu”, “Şampanya ve Viski” gibi oyunlarda rol alırken, daha sonra girdiği Ulvi Uraz Tiyatrosu’nda 1965 yılında sahnelenen “Hababam Sınıfı” oyunu ile adından söz ettirmeye başlamıştır. Haldun Taner, Metin Akpınar ve Ahmet Gülhan ile 1967 yılında Devekuşu Kabare Tiyatrosu’nun kurucuları arasında yer alan sanatçı, bu topluluğun tüm oyunlarında oyuncu, yazar ve yönetmen olarak görev almıştır. Taner ve Gülhan, perdelerini açık tuttuğu süre boyunca neredeyse her oyunu kapalı gişe oynayan Devekuşu Kabare Tiyatrosu’ndan ayrılınca Zeki Alasya ve Metin Akpınar ikilisi topluluğu sürdürmüştür. Türk sinemasının gülen ve güldüren yüzü: Zeki Alasya #3 Sinemada ilk olarak “Karaoğlan Geliyor” adlı eserde “Çalık” karakteriyle izleyici karşısına çıkan Alasya, 1972 yılında “Sev Kardeşim” filmindeki rolünden sonra yapımcı ve yönetmen Ertem Eğilmez’in ısrarıyla birçok filmde rol almıştır. Usta oyuncu, bir yıl boyunca 7’den fazla filmde yer alarak Yeşilçam’a başarılı bir giriş yaparken, Metin Akpınar ile 1973 yılından itibaren Türk sinemasında yeni bir beraberlik oluşturdmuş ve ikili, rol aldıkları filmlerle sinemaseverlerin gönlüne taht kurmuştur. Alasya, 37 yıl boyunca aralarında “Salak Milyoner”, “Köyden İndim Şehire”, “Güler misin Ağlar mısın?”, “Nereye Bakıyor Bu Adamlar?”, “Hasip ile Nasip”, “Aslan Bacanak”, “Sivri Akıllılar”, “Cafer’in Çilesi”, “Petrol Kralları”, “Doktor”, “Köşe Kapmaca”, “Vay Başımıza Gelenler” ve “Elveda Dostum”un bulunduğu filmlerde Akpınar ile beraber yer almıştır. Metin Akpınar’la bir dönem yollarını ayırdıkları iddia edilse de ikili uzun süre “Hastane” dizisinde de birlikte oynamıştır. Türk sinemasının gülen ve güldüren yüzü: Zeki Alasya #4 Cüneyt Arkın, Tarık Akan, Münir Özkul, Adile Naşit, Emel Sayın ve Halit Akçatepe gibi birçok ünlüyle rol arkadaşlığı yapan Alasya, canlandırdığı rollerde mağdur, savurgan ve mülayim kimlikleriyle ön plana çıkarken, günlük yaşamında da arkadaşlığı, dayanışmayı, hoşsohbeti ve vefayı önemsemiştir. Kariyerinde önemli bir yere sahip olan yönetmenliğe ise 1977 yılında başlayan Zeki Alasya “Aslan Bacanak”, “Sivri Akıllılar”, “Cafer’in Çilesi”, “Petrol Kralları”, “Doktor”, “Köşe Kapmaca”, “Vay Başımıza Gelenler” ve “Elveda Dostum” gibi filmlerin yönetmen koltuğunda oturmuştur. Yönettiği filmlerin çoğunda aynı zamanda oyuncu olarak yer alan Alasya, 56 yıllık sanat hayatında 75 filmde rol almış, 10 filmin senaryo yazarlığını ve 25 filmin ise yönetmenliğini yapmıştır. Nişantaşı’nda açtıkları oyunculuk mağazasının batmasının ardından Akpınar ile yollarını ayıran Zeki Alasya, farklı yollara yöneldiklerinde elinin ayağının tutmadığını belirtirken bir süre oyunculuk hayatından da uzaklaşmıştır. Sanatçı, yine Akpınar’la kurduğu “Ajans Devekuşu” isimli reklam şirketinden kazandığı birikimini Bedrettin Dalan ile 1990 yılında kurduğu Demokrat Merkez Parti için kullanmıştır. Alasya, genel başkan yardımcısı olduğu partinin bir yıl sonra kapanmasının ardından DYP’ye katılmıştır. Türk sinemasının gülen ve güldüren yüzü: Zeki Alasya #5 Sinemaya geri dönerek, Metin Akpınar’la 13 yıl aranın ardından bir araya gelen Alasya, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 1998 yılında “Devlet Sanatçısı” unvanına layık görülmüştür. Alasya, yönetmenliğini Zeki Ökten’in yaptığı 1999 yapımı “Güle Güle” filminde Yıldız Kenter, Eşref Kolçak ve Şükran Güngör’le rol almıştır. İlk evliliğini Oya Hanım ile yapan ve bu evliliğinden Zeynep adında bir kızı olan Alasya, vefatına kadar devam eden ikinci evliliğini de 2008 yılında Jülide Atak ile gerçekleştirmiştir. Kariyerinin son dönemlerinde daha çok dizilerde görülen, hayat verdiği karakterlerle özdeşleştirilen Zeki Alasya, uzun yıllar canlandırdığı rollerle bir komedi ustası olarak anılmıştır. Beyaz perdeye veda ettiği son film 2009 yapımı “Aşk Geliyorum Demez” olan sanatçı, 2010 yılında “Altın Portakal Yaşam Boyu Onur Ödülü” ile 2011 yılında 30. İstanbul Film Festivali’nden “Yaşam Boyu Onur Ödülü” almıştır. Karaciğer rahatsızlığı nedeniyle 2 Nisan 2015 tarihinde hastaneye kaldırılan sanatçı, 8 Mayıs 2015 tarihinde tedavisi devam ederken hayatını kaybetmiiştir. “Tarkan Altın Madalyon” filminde ilk ve son kez kötü adam rolünde yer alan, heykel ve araba koleksiyonları bulunan, Metin Akpınar’ın “Benim yarımdı, canım gitti.” dediği Alasya’nın cenazesi, Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedilmiştir. Türk sinemasının gülen ve güldüren yüzü: Zeki Alasya #6 “Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım”, “Vatan Kurtaran Şaban”, “Astronot Niyazi”, “Ha Bu Diyar”, “Haneler”, “Keşanlı Ali Destanı”, “Aşk Olsun”, “Deliler”, “Geceler”, “Yasaklar”, “Beyoğlu Beyoğlu”, “Reklamlar”, “Dün Bugün” Rol aldığı bazı filmler “Şaka Yapma”, “Garibin Çilesi Ölünce Biter”, “Vah Başımıza Gelenler”, “Köşe Kapmaca”, “Petrol Kralları”, “Cafer’in Çilesi”, “Sivri Akıllılar”, “Aslan Bacanak”, “Her Gönülde Bir Aslan Yatar”, “Hasip ile Nasip”, “Nereye Bakıyor Bu Adamlar?”, “Beş Milyoncuk Borç Verir misin?”, “Nereden Çıktı Bu Velet?”, “Mavi Boncuk”, “İmparator”, “Mirasyediler”, “Köyden İndim Şehire”, “Şenlik Var”, “Salak Milyoner”, “Yalancı Yarim”, “Kaynanam Kudurdu”, “Hamsi Nuri”, “Karaoğlan Geliyor Çalık”, “Tarkan Altın Madalyon”, “Tatlı Dillim”, “Sev Kardeşim”, “Emine”.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir