Bin aydan daha hayırlı: Kadir Gecesi

Rahmet, mağfiret ve günahlardan arınma mevsimi on bir ayın sultanı Ramazan ayında idrak edilecek önemli günlerden biri olan Kadir Gecesi, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v)’e Kuran-ı Kerim’in nazil olduğu gece olarak biliniyor. Ramazanın 27. gecesine denk gelen ve Kur’an-ı Kerim’de “Bin aydan daha hayırlı” olduğu bildirilen Kadir Gecesi, Müslüman aleminin en kutsal günlerinden biri olarak kabul ediliyor. Ayrıca bu gece, Kur’an-ı Kerim’de adı geçen tek gece olarak yer alıyor. Ramazan ayının içinde yer alan Kadir Gecesi, bu yıl da koronavirüs tedbirleri kapsamında camilerdeki toplu ibadet ve faaliyetlerin kısıtlanması nedeniyle evlerde idrak edilecek. Kadir Gecesi’nin önemi ve anlamı merak edilirken, bu akşam yapılacak ibadetlerde internette aranan konular arasında yer alıyor. İşte, Kadir Gecesi’nin anlam ve önemi… Kadir Gecesi’nin önemine işaret eden bir hadiste, önceki ümmetlerin uzun ömürlü olmaları nedeniyle fazla sevap kazanma imkânına sahip bulunmalarına karşılık müslümanlara Kadir Gecesi’nin verildiği belirtilir (el-Muvatta?, “İ?tikâf”, 6). Kadr sûresinde bildirildiğine göre, bu gecede Allah’ın izniyle melekler ve Cebrâil yeryüzüne iner ve gece boyunca yer yüzüne barış ve esenlik hâkim olur. Kadir Gecesi’nin kesin olarak belirlenmemesinin hikmeti üzerinde duran âlimler, bu durumun gecenin feyzinden istifade etmek için daha uygun olduğunu söylemişlerdir. Zira Kadir Gecesi’nin bildirilmesi halinde müslümanlar sadece o geceyi ihya etmekle yetinebilirlerdi. Halbuki kısmî belirsizlik sayesinde müminlerin Kadir Gecesi ümidiyle bütün Ramazan gecelerini ibadet şuuru içerisinde geçirmeleri söz konusudur. Ayrıca Kadir Gecesi’nin bildirilmemesi yoluyla müslümanların bilerek ona saygısızlık göstermeleri veya tâzimde aşırıya kaçmaları önlenmiş olur (Zemahşerî, IV, 273; Fahreddin er-Râzî, XXXII, 28-29). Kur’an-ı Kerim’i bu mübarek gecede indirdiğini bizlere bildiren Rabbimiz, bu gecenin değerini ve önemini adını bu geceden alan Kadir suresi ile anlatmıştır. Allah (c.c.) Kadir Suresinde, ”Şüphesiz, biz onu (Kur’an’ı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen ne bileceksin! Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Ruh (Cebrail) o gecede, Rablerinin izniyle her türlü iş için iner de iner. O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir.” buyurarak Kur’an-ı Kerim’in bizleri bu gecede şereflendirdiğini ve bu gecenin Kur’an’ın nuruyla bin aydan daha hayırlı olduğunu söylemektedir. Peygamber Efendimiz (s.a.v) de bu gecenin kıymetini “Kim Kadir Gecesini, faziletine inanarak ve mükâfatını da Cenâb-ı Allah’tan umarak ihya ederse, o kimsenin geçmiş günahları bağışlanır.” (Buhârî, Kadir 1) şeklinde ifade etmiştir. Kur’an-ı Kerim’de “Bin aydan daha hayırlı” olarak tanımlanan Kadir Gecesi’nde melekler ve Cebrail’in Allah’ın izniyle her iş için yer yüzüne inecekleri ve tan yerinin ağarmasına kadar o gecenin esenlik, barış ve selamet içinde kalacağı belirtilir. Bu gece, Allah’a yakarmak, kendini muhasebeye çekmek, Kur’an ile yeniden tanışmak ve muhatap olmak suretiyle değerlendirilmelidir. Müslümanlar bu gece, bir kez daha Kur’an’ın önemini düşünüp kavramalı ve onu okuyup anlamaya çalışmanın kurtuluşu için gerekli olduğunu idrak etmelidir. Bin aydan daha hayırlı: Kadir Gecesi #1 Kadir kelimesi sözlükte, ”güç, şeref, hüküm, kıymet” anlamlarına gelmektedir. Kadir Gecesi terkibi ise dinî literatürde, ‘Ramazan ayında Kur’an-ı Kerim’in indirilmeye başlandığı gece” anlamında kullanılmaktadır. Zaman ve mekânlar, kendilerinde vuku bulan önemli hadiselerle değer kazanmaktadır. Kadir Gecesi’nin kıymeti ise Kur’an’dan gelmektedir çünkü Yüce Allah’ın insanlara son hitabı ve evrensel mesajı olan Kur’an bu gecede indirilmeye başlanmıştır. Bu gece; kız çocuklarının diri diri toprağa gömüldüğü, taştan, tahtadan ve helvadan yapılmış putların ilah kabul edildiği, zulümatın kol gezdiği ve cahiliye karanlığının çöktüğü diyarların İslam nuruyla tanışmaya, Kur’an’la aydınlanmaya ve Hz. Muhammed’in (s.a.v) risaletiyle şereflenmeye başladığı gecedir. Bin aydan daha hayırlı: Kadir Gecesi #2 Müminler için en güzel örnek olan Hz. Peygamber (s.a.v), Ramazan ayını, özellikle de Kadir Gecesi’ni de içinde barındıran son on gününü en üst düzeyde ihya çabası içerisindeydi. Hz. Aişe (r.a.), konuyla ilgili olarak, ”Hz. Peygamber (s.a.v.), Ramazanın son on gününde, başka hiçbir zaman yapmadığı kadar (taat ve ibadet konusunda) gayret ederdi.” (İbn Mace, Sıyam, 57.) buyurmaktadır. Aynı şekilde Hz. Peygamber’in (s.a.v), Ramazan ayının son on gününe girildiğinde dünyevî işlerden uzaklaşıp itikâfa çekildiği, geceleri daha çok ibadet ve tefekkürle geçirdiği ve ailesini de bu konuda teşvik ettiği belirtilmektedir. (bkz. Buhârî, “Fazlu leyleti’l-Kadr”, 5; “İ‘tikâf”, 1; Müslim, “İ‘tikâf”, 1-5; Tirmizî, “Savm”, 73.) Dolayısıyla Hz. Peygamber’in (s.a.v) özellikle itikâf için Ramazan’ın son on gününü tercih etmesi, hem Kadir Gecesi’ni yakalamak hem de Ramazan’ın feyzinden azami ölçüde istifade etmek içindir. Öte yandan bir Müslümanın, bu mübarek gecenin kıymetini bildiği gibi onun faziletini aile fertlerine de öğretmesi ve onları bu geceyi ihyaya teşvik etmesi nebevî ahlaka uygun tavırdır. Peygamber Efendimiz (s.a.v), bu gecenin nasıl geçirilmesi gerektiği konusunda yüce bir örnek teşkil ettiği gibi ümmetini de bu gecenin kadrini bilmeye ve onu ihya etmeye davet etmiştir. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmaktadır:Kim Kadir Gecesi’ni, faziletine inanarak ve alacağı sevabı Allah’tan bekleyerek ibadet ve taatle geçirirse geçmiş günahları bağışlanır.” (Buhârî, Leyletü’l-Kadr, 1.) Bir başka rivayette ise Hz. Aişe’nin (r.a.) Hz. Peygamber’e (s.a.v) bu gece nasıl dua etmesi gerektiğini sorması üzerine Rasulüllah’ın (s.a.v), ”Allahümme inneke afuvvun tuhıbbü’l-afve fa‘fu annî” ”(Allah’ım! Sen çok affedicisin, affetmeyi seversin, beni de affet!)” (Tirmizî, Deavât, 85.) şeklinde dua etmesini tavsiye ettiği görülmektedir. Kaynaklarda bu geceye has bir ibadet şekli yer almamakla birlikte, Kadir Gecesi’ni ihya edebilmek adına varsa kaza namazı kılmak, yoksa nafile namaz kılmak, tespih, tehlil ve zikirde bulunmak, işlenen günahlardan ötürü gözyaşları içinde ve pişmanlık duyarak Yüce Allah’a içten ve samimi tövbede bulunmak, bu geceye verilen kıymetin kaynağı olan Kur’an-ı Kerim’i ruhumuza nakşederek okumak, dua etmek, fakirleri, yetimleri, yaşlıları ve çocukları sevindirmek, verdiği nimetlerden dolayı Yüce Allah’a şükretmek, nefis muhasebesi yapmak ve mümkünse itikâfa girmek bu geceyi ihya etmenin en iyi yolları arasında sayılabilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir